Yazan: Emre TAŞGIN

Değerli okurlar,

Bu yazımda sizlere, görme engellilerin LYS sonrasında, üniversite tercih sürecinde dikkat etmesi gerekenlerle ilgili kendi tecrübelerim ve bilgilerimden yola çıkarak önemli gördüğüm hususlara değinerek fikirlerimi sunmak istiyorum. Eğer bu yazıdan bir kişi dahi yararlanırsa, tarif edilemez bir mutluluk yaşayacağım. Elbette ki bu yazı bilimsel bir nitelik taşımadığı gibi, tamamen kişisel görüşler içermekte, söyleyeceklerim sadece fikir niteliği taşımaktadır. Bu nedenle tercih sürecinde farklı kaynaklardan da yararlanmalısınız.

*

Geldik yine bir üniversite tercih sürecine. Üniversite okuma hayali süsleyen öğrenciler, önce YGS’ye, daha sonra LYS’ye girerek ter döktüler. Bir yıl boyunca hayatlarından, sosyal yaşantılarından, kendilerinden ödün verdiler, sınavı kazanabilmek için ellerinden geleni yaptılar, test çözdüler, deneme sınavlarına girdiler, çalıştılar, çalıştılar, çalıştılar… Nihayet LYS sonucu açıklandı ve emeklerinin karşılığı olan puanları aldılar. Sıra geldi tercih sürecine.

*

Görme engelli arkadaşlarımız da bu stresi yaşadılar, onlar da bir yıl boyunca çok çalıştılar ve aynı süreci yaşayacaklar. Ancak, onların tercih sürecinde bir dezavantajı var. Maalesef görme engellilerin tercih sürecinde yaşadıkları en büyük sorun yeterli düzeyde rehberlik hizmeti alamamalarıdır. Her ne kadar 2005 yilinda çıkarılan özürlüler yasası ve buna bağlı yönetmelikler çerçevesinde öğrenci seçme ve yerleştirme merkezi tarafından bir özürlü danışma birimi kurulması ve bu birimin görevleri arasında engellileri tercih sürecinde bilgilendirmek yer alıyor olsa da, ben bu birimden bugüne kadar yarar sağlayan bir kişiye maalesef rastlayamadım. ÖSYM’nin Tercih klavuzunda engellilere özellikle yapamayacakları bölümleri seçmemeleri uyarısında bulunmaları dışında fazla da bir bilgilendirme yapılmamaktadır. (Bunun ne kadar bilgilendirme olduğu da tartışma konusudur, zira engelli öğrenci de kendi ilgisi ve becerileriyle icra edebileceği mesleği seçebilecek kapasiteye sahiptir, böyle bir ibarenin yer almasına bence gerek yoktur.) Bu nedenle, görme engelliler gerek kulaktan dolma bilgilerle, gerek dershanelerdeki rehberlik hizmetlerinin -fazla olmasa da- yeterli olduğu ölçüde, bazen de hiçbir destek alamadan bu tercih sürecini atlatmakta ve sağlıklı yönlendirme yapılamadığından geri dönülmesi güç olan hatalar yapabilmektedirler. Bu zorlu tercih sürecini 2007 yılında yaşayan biri olarak, edineceğim en ufak bir bilginin peşinden koşup, kafamda binbir soru işaretiyle geçirdiğim günleri hatırlıyorum da, çevremdeki engelsiz arkadaşlarımın bu zaman dilimindeki yaşadıklarından daha zorlu bir dönemdi benim için. Bir de, özellikle bir bölüm veya üniversite hedeflemiyorsanız bu süreç daha karmaşık oluyor. Şimdi sorular üzerinden gidelim ve bu sorulara yanıt bulmaya çalışalım:

“Görme engelli bir öğrenci olarak aldığım puan engelsiz öğrencilerle eşit bir şekilde mi değerlendirilecek, yoksa muaf olduğum sorularla ilgili farklı yöntemler mi uygulanacak?”

Görme engellilerin tercih sürecinde kafasını kurcalayan en büyük soru budur. Elbettekki herkes aldığı puana göre bölümler tercih edecektir. Fakat burada özellikle üzerinde durulması gereken nokta, engellilerin puanlarının değerlendirilme biçimidir. ÖSYM’den son edindiğimiz bilgiye göre, engellilerin sınava başvururken göndermiş olduğu sağlık raporlarındaki engel oranına göre bir ek puan verilecektir. Bu da demek oluyor ki, ÖSYM’nin web sitesindeki sonuç belgesinde karşımıza çıkan puandan daha yukarıda yerler tercih etmeliyiz. Yeni bir bilgiyi de bu noktada vermek istiyorum: Bu yıldan itibaren verilen ek puanların sonuç sayfamızda gösterilme olasılığı bulunmaktadır. Bu bilgi ÖSYM tarafından teyid edilmiştir.

“Peki ne kadar üstten yerler yazmalıyım?”

Bildiğiniz üzere bu yıl ÖSYM puanlama sisteminde önemli değişikliklere gitti. Bu soruyu şöyle açıklamak istiyorum: Eski sistemde toplamda alınan puandan yaklaşık olarak 20-25 puan yukarıda bölüm tercih edenlerin yerleştirildiklerini biliyoruz. Bu durumun ÖSYM’den edindiğimiz bilgiye göre sağlık raporundaki engel oranıyla ilgili olduğunu ve az önce bahsetmiş olduğumuz puan araliklari hakkindaki üstten yazma kriterinin raporda %85 civarı bulunan öğrenciler için geçerli olduğunun altını çizmek istiyorum. Bu kapsamda aşağıda vereceğimiz bağlantıda, eski sistemdeki puanların yeni sistemdeki karşılıkları verilmiştir. Bu puanları incelemek için
tiklayin

Yukarıda bağlantısı verilen sayfayı inceleyerek bir fikir sahibi olabilirsiniz. Eğer imkanınız varsa, bu konuda dershanelerdeki rehberlik hizmetlerinden de bilgi alınız. Ancak, kesin bilgi için ÖSYM’yi aramaktan çekinmeyiniz.

“Puanlar hakkında yeterli bilgiye sahip oldum fakat gerek sosyal yaşantı, gerek bana karşı gösterilecek tutum ve tavırları dikkate alarak hangi kriterleri göz önünde bulundurarak tercih yapmalıyım?”

Öncelikle hangi bölümü tercih edeceğinize karar vermelisiniz. Bu konuda dikkat edilmesi gereken hususlardan en önemlisi , seçeceğiniz bölümle ilgili mezuniyet sonrası iş bulabilme olasılığınızdır. Ayrıca,seçeceğiniz bölümü isteyerek okuyacak olmanız da önemli bir unsurdur. Bu konuda detaylı bir araştırma yapmalısınız. Görme engelli tanınmış avukatlardan Sayın Kerim ALTINOK’un yazmış olduğu ve web sitemizde de bulunan görme engellilerin yapabilecekleri meslekler konusundaki yazı özellikle başvurulması gereken kaynaklardandır. Bu yazıyı okumak için tıklayın:

Körlerin Yapabilecekleri Meslekler

Elbette ki bu yazıda bulunmayan meslekleri körlerin yapamayacağı gibi bir durum sözkonusu değildir. Fakat başvurulması gereken önemli kaynaklardan bir tanesi olduğundan yazımda yer vermek istedim.

Bölüm seçiminin ardından, okumak istediğiniz bölümlerin hangi üniversitelerde bulunduğunu öğreniniz. Üniversite seçerken üniversitenin bulunduğu ilin sosyo-ekonomik yapısı, kültürel dokusu, üniversitenin  geçmişi göz önünde tutulmalıdır.
Üniversite tercihinde okulun eğitim kalitesi, sunduğu eğitim olanakları en önemli tercih unsurları olmalıdır.
Tercih listesi gönderildikten sonra “keşke ben birinci değil de ikinci tercihime yerleşsem” deme şansımız yoktur. Bundan dolayı okumak istemediğimiz bölümü, gitmek istemediğimiz üniversiteyi asla tercih listemizde bulundurmamalıyız. (BİLAL ÖZBAY, Genç Gelişim Dergisi, “ÖSS Bitti Sıra Doğru Tercih Yapmada” adlı yazıdan alıntıdır). Unutulmaması gereken bir konu da, tercih yaptıktan sonra kazandığınız üniversiteye gitmezseniz, bir sonraki yıl sınava girdiğinizde puanınızın düşeceğidir.
Bu kriterler göz önünde bulundurularak eleme işlemi gerçekleştirilmelidir. Her ne kadar 2012 yılına kadar YÖK tarafından engelsiz üniversitelerin oluşturulması yönünde çalışmalar yapıldığını biliyor olsak da, şu anda bu konuda hala birçok üniversitede sorun bulunmakta, engelli birimleri yeni yeni kurulmaya başlamakta ve bu konuda yapılan çalışmalar sınırlı olmaktadır. İlerleyen yıllarda bu konuda daha sağlam adımların atılacağını umuyoruz. Ancak, şu anki şartlar çerçevesinde tercih edeceğiniz üniversiteyi neye göre seçeceğiniz önem kazanıyor. Bulunduğunuz ilde mi üniversite okumak istiyorsunuz, şehir dışında mı okumak istiyorsunuz, engellilere daha fazla imkan sağlandığını düşündüğünüz veya çevrenizden bu yönde edindiğiniz bilgiler doğrultusunda bahsedilen üniversitelerde mi okumak istiyorsunuz, bunu saptamalısınız.

“Şu anda ikamet ettiğim şehirde veya bu bölgeye yakın bir üniversitede okumak istiyorum. Fakat tercih edeceğim üniversitede bana sağlanacak imkanlar konusunda endişelerim var.”

Eğitim alma hakkı en temel haklarımızdandır. Bu hakkımızdan engelli olduğumuz için vazgeçmemiz veya bu hakkımızın kısıtlanmaya çalışılması günümüz şartlarında, hukuk devleti ilkesini benimseyen bir ülkede kabul edilemez ve insan haklarına aykırı bir durumdur. Buna rağmen ülkemizde engelliye karşı oluşan bakış açısı maalesef üniversite ortamında dahi aynı olmakta, üzülerek söylemek durumundayım ki akademik unvan ile engelliye bakış açısı arasında hiçbir fark bulunmamakta, engelli/engelsiz ayrımı yapılmakta ve engellilerin öğrenci olduğu bazı kesimler tarafından kabul edilmemekte, adeta yok sayılmaktadır. Bunun en büyük örneği geçtiğimiz eğitim öğretim yılında yaşanmıştır. Ege üniversitesi’nde fizik bölümü okumak istediği için bir görme engelli arkadaşımız üniversite yönetimiyle büyük sorunlar yaşamış ve hakkını mahkemelerde aramak durumunda kalmıştır. Bu örnekte olduğu gibi, her zaman ve her mekanda kendimizi kanıtlama konusunda mücadele etmek zorunda olan biz engelliler, üniversite ortamında da aynı şekilde davranmalıyız. Üniversiteler bize gereksinimlerimizi sunmak yükümlülüğündedir. Bu konuda zorluk çıkarabilirler. Bizler yılmadan mücadele ederek sonuna kadar haklarımızı korumak durumundayız. Bu çerçevede, daha önce fazla engelliyle karşılaşmamış olan üniversitelerde, bizim hakkımızda önyargıda bulunmaları veya yeterli bilgiye sahip olmmamaları oranı yüksek olabilir. O nedenle, kendimizi ve engelimizden dolayı doğan bireysel gereksinimlerimizi gideceğimiz üniversitede, özellikle az önce bahsettiğim üzere engelliler tarafından fazla tercih edilmeyen üniversitelerde iyi bir şekilde anlatmamız gerekmektedir. Tabi ki bu konuda takınacağımız tavır da önemlidir. Öncelikle uygun bir dille kendimizden bahsetmeli, oluşacak aksi bir olumsuzluk durumunda ise her türlü hak arama girişiminde bulunmalıyız. Özellikle yeni kurulmuş veya gelişme aşamasındaki üniversitelerde engelli birimleri henüz kurulmakta ve sağlıklı çalışmamaktadır. Kuşkusuz bu birimlerin sorumlularının bu konuda yeterli bilgiye ve yönlendirmeye sahip olmamaları da bunda bir etkendir. O nedenle gideceğimiz üniversitenin engelli birimiyle sürekli ilişki halinde bulunmalıyız. Belli bir coğrafi alanda okuma zorunluluğunuz bulunuyorsa veya tercih ettiğiniz bölümün engellilere fazla imkan sağlamayan bir üniversitede olduğunu düşünüyorsanız bu hususlara dikkat etmelisiniz. Şunu da söylemekte yarar görüyorum: Sırf engellilere sağlanan imkanların daha fazla olduğunu düşündüğünüz için o üniversitede istemediğiniz bir bölüm okumak gibi bir yanlışlığa asla düşmemelisiniz. Bu sizin geleceğinizi olumsuz yönde etkileyecektir.

“Engellilerin gereksinimlerini karşılama konusunda daha yetkin üniversiteler olduğundan bahsettiniz. Bu üniversitelerde bu gereksinimler ne ölçüde sağlanıyor ve ne kadar yeterli?”

Özellikle büyük şehirlerimizde bulunan ve geçmişten bu yana engelliler tarafından tercih edilen üniversiteler, biraz zorunluluktan, biraz talepten,biraz da geçmişten gelen bir alışkanlıkla engellilerin öğrenim görmesine daha elverişli hale gelmişlerdir. Günümüzde gerek teknolojinin gelişmesiyle görme engellilere yönelik materyalleri bünyesinde bulunduran, gerekse fiziksel şartları engellilere göre düzenleyen üniversiteler, özellikle 2012 yılına kadar gerçekleşmesi öngörülen engelsiz üniversitelerin oluşturulması çerçevesinde günden güne artmaktadır. Tabiî ki bu artış, engellilerin fazla olduğu üniversitelerde, talepler de dikkate alınarak daha hızlı artmaktadır. Her ne kadar gelişmemiş ve yeni kurulan üniversitelere göre imkanlar daha erişilebilir halde olsa da istenilen düzeyde değildir. (geçtiğimiz eğitim öğretim yılında, engelsiz üniversite oluşturulması konusunda üniversitelerimizde yaşanan gelişmeler hususunda web sitemizde birçok habere yer verilmiştir. Geçmiş ayların arşivine bakarak ve arama bölümüne ilgili anahtar kelimeleri yazarak bu haberlere erişebilirsiniz.)

Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz ki, çok hassas bir süreç olan üniversite tercih döneminde farklı bakış açılarıyla ele alınarak çözüme kavuşturulması ve ona göre tercih yapılması gereken konular bulunmaktadır. Ben sizlere kendi tecrübelerim ve bilgilerim doğrultusunda farklı bakış açıları sunmaya çalıştım. Yazımın giriş paragrafında da altını çizdiğim bir hususu yinelemek istiyorum: Bu yazı asla bilimsel bir nitelik taşımamaktadır. Tamamen kendi fikirlerimden yola çıkarak bu konuda başvurulacak kaynak sayısının azlığını dikkate alıp alternatif bir kaynak oluşturma maksadıyla bu yazıyı kaleme aldım. Tercih yapmadan önce mutlaka bir şekilde rehberlik hizmeti almaya çalışın. Aklınızda sormak istediğiniz sorular varsa gerek
E-posta grubumuz
gerekse
web sitemiz
Aracılığıyla platform üyelerimizden yanıt alabilirsiniz. Görme Engelli Öğrenciler Platformu, her yaştan ve her kademeden öğrenci, öğretmen ve fikirleriyle yol gösterici olabilecek kişiler tarafından oluşturulmuş,
bu tür soruları üyelerinin tecrübeleri ve bilgileri doğrultusunda cevaplandırmayı amaçları arasında saymıştır.

Herkesin dilediği bölümlerde okuyabilmesi dileğiyle…